*

Turizme Açılmış Mağarada Biyoçeşitliliğin Gözlenmesi

Turizme Açılmış Mağarada Biyoçeşitliliğin Gözlenmesi TURİZME AÇILMIŞ MAĞARADA (MENCİLİS MAĞARASI - KARABÜK) BİYOÇEŞİTLİLİĞİN GÖZLEMLENMESİ

PINAR YILDIZ
MAĞARA ARAŞTIRMA DERNEĞİ

Meltem ALTUNÖZ
ANKARA ÜNIVERSITESI FEN BILIMLERI ENS. BIYOLOJI ABD

V. ULUSAL SPELEOLOJİ SEMPOZYUMU
MART 2011

İSTANBUL


 


TURİZME AÇILMIŞ MAĞARADA (MENCİLİS MAĞARASI - KARABÜK) BİYOÇEŞİTLİLİĞİN GÖZLEMLENMESİ
Pınar YILDIZ¹´², Meltem ALTUNÖZ²

¹Mağara Araştırma Derneği

²Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Biyoloji ABD

Özet
Mağaralar karanlık, yüksek nem ve düşük sıcaklık gibi özelliklerinden dolayı çevremizde gördüğümüz diğer ekosistemlerden farklı özellikler taşırlar. Kırılgan ve hassas ekosistemler oldukları için, dışarıdan gelebilecek en ufak etkiler bile geri dönüşü olmayan hasarlara neden olabilir. Turizme açılmış mağaralar bu açıdan büyük tehlike altındadır. Yapay ışıklandırma için kullanılan lambalar, çevrelerinde mağara için doğal olmayan yosunlaşmaya neden olmaktadır. Mencilis Mağarası’ nda yapılan gözlemlerden elde edilen sonuçlar bu görüşü desteklemektedir. Yapılan araştırma ile Mencilis Mağarası’ndaki yapay ışıklandırmanın, mağara ekosistemi üzerindeki olumsuz etkileri, bu etkilerin nedenleri ve bu nedenlerin ortadan kaldırılması için alınması gereken önlemler ortaya konulmuştur.

OBSERVATION OF BIODIVERSITY IN TOURISTIC CAVES (MENCILIS CAVE - KARABÜK)
Pınar YILDIZ¹´², Meltem ALTUNÖZ²
¹Mağara Araştırma Derneği
²Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Biyoloji ABD

Abstract
Because of their low light, high humidity and low temperature conditions cave ecosystems differ from those we are accustomed to see on the surface. Since they are very sensitive and fragile even the smallest outside effects can cause irreversible damages, thus caves selected for tourism are under grave danger. Among these negative affects damages caused by improper artificial lighting are most visible. Light sources used in artificial lighting cause unnatural moss growth in their surroundings. Observations made at Mencilis cave clearly portray this situation. This study will analyze the negative effects of artificial lighting on Mencilis Cave, underlying reasons of these effects and feasible preventative measures that can be taken.

GİRİŞ

Mağaralar yeryüzü ortamlarından farklı ışık, sıcaklık ve nem özelliklerine sahip olmasından dolayı farklı bir ekolojik yapıya sahiptir. Faunistik yapı bu etmenlere göre gelişirken floristik yapı ise mağaranın doğal ışık alan bölgesine kadar gerçek bir gelişme gösterir. Fakat mağaraların karanlık bölgelerinde dışarıdan sel suları vs. ile girmiş olan tohumların  bir miktar büyüme gösterdiğini daha sonra ise ışık kaynağı olmadığı için öldüğünü söyleyebiliriz.

Mağaralar kırılgan ve hassas ekosistemler oldukları için, dışarıdan gelebilecek en ufak etkiler bile geri dönüşü olmayan  hasarlara neden olabilir. Turizme açılmış mağaralarda yapay ışıklandırma kullanıldığından, lambalar çevresinde doğal olmayan yosun tabakaları görülmektedir. Hatta bazı mağaralarda, özellikle inceleme yapılan Mencilis Mağarası’nda bu yosunlaşma daha da ileri giderek karasal bitkilere yerini bırakmıştır. Yosun oluşumu sadece ve sadece mağaraların gün ışığı alabilen giriş zonu için doğaldır; içeride rastlanan yosunlaşma, doğal olarak düşük besinli olması gereken mağaralara besin girdisine (yosun) neden olur. Bu durum hem mağara ortamının doğallığını bozmakta hem de mağarada yaşayan canlıları tehlike altına sokmaktadır.

Turizm mağaralara, sıcaklık ve karbondioksit artışı ile en büyük etkiyi yapmaktadır. Ziyaretçi sayısı fazla olan turistik mağaralarda bu durum yapay ışığın ortama olan etkisini artırmakta ve ortamda eksik olan  ışık enerjisinin (foton enerjisi) bu şekilde sisteme girmesine neden olmaktadır.

Mencilis Mağarası yapısı gereği eşsiz bir güzelliğe sahiptir, fakat bilinçsiz ışıklandırmadan dolayı ışık kaynaklarının etrafında alg, yosun, eğrelti otları vb. oluşumu gözlemlenmektedir. Giriş kısmından mağaranın içlerine doğru ilerledikçe koşullar daha durağan hale geçmekte ve bu durum da ışık kaynaklarının etkisini artırmaktadır.

Turizmin Etkileri

Mağara turizminde, ziyaretçilerin mağara ortamlarını görmeleri için konulan ışık kaynakları  karanlık ortama yapay yollarla ışık enerjisinin ortama girmesine neden olmaktadır. Mağaraya giren her ziyaretçinin ortamdaki karbondioksit oranını artırdığını düşünürsek, ziyaretçi sayısının fazla olmasıyla ile belirli bir seviyede kalması gereken karbondioksit oranının artmasına neden olur. Bunlara ilave olarak tohum ve sporlar da ziyaretçilerin üzerlerine yapışarak mağara ortamına giriş yaparlar.
Mağaralara konulan  yapay ışık kaynakları ortam sıcaklığının kontrolsüz bir biçimde yükselmesine sebep olur. Buna ilave olarak, ziyaretçiler mağaraya girdiğinde, vücut ısılarından ötürü ortamda sıcaklık artışına neden olurlar. Yani günlük ziyaretçi sayısının artması ile ortamdaki havanın ısınması arasında pozitif bir korelasyon bulunur. Bu sıcaklık etkisi, özellikle mağara turizminin yoğun olduğu yaz aylarında daha net bir biçimde görülmektedir. Mağaranın yapısı gereği eğer iyi bir ventilasyonu varsa, bu sıcaklık artışı kendisini bir sonraki güne kadar tölere edebilir, fakat ventilasyon iyi değil ise, bu artış sezon boyu artarak devam eder ve mağara yapılarına zarar verecek düzeye gelir.

Ziyaretçilerin mağaralara girmesinin sonucu olan sıcaklık artışına ek olarak havadaki karbondioksit oranı da artar. Normal şartlarda, mağara ortamındaki hava dışarıdaki havaya oranla 2 – 20 kez daha fazla karbondioksit içermektedir. Literatürde yapılan çalışmalar göstermiş ki içerideki CO2 konsantrasyonu 500 – 600 ppm arasında değişiklik gösterirken, ziyaretçilerden sonra 1500 ppm den daha yukarı çıkabilmektedir. Bunlara ek olarak ziyaretçilerin solunumla yaydığı CO2 miktarı kadar büyük olmasa da, yapay ışık çevresinde büyüyen alg, yosun vb. faunistik elemanlar respirasyonları sırasında CO2 açığa çıkarırlar.


Turizme Açılmış Mağarada Biyoçeşitliliğin Gözlenmesi Karanlık bir mağara ortamına ışık kaynağı konulduğunda çevresine yayacağı tek zararlı etken sıcaklık olmayacaktır. Sıcaklıkla birlikte bir enerjiyi de, foton enerjisi, çevresine verecektir. Çevreye yayılan bu fotonlar, alg gelişimi için uygun ortamı hazırlar. Substratum olarak kayaç yüzeyleri, inorganik karbon kaynağı olarak havada zaten yoğun miktarda bulunan CO2 konsantrasyonu ve ön koşulların tamamlanması için gerekli olan foton enerjisini de yapay ışık kaynaklarından alan spor ve tohumlar, çimlenip, mağara ortamına yerleşirler.

Literatürde, ışık şiddeti ile yapılan çalışmalar göstermiştir ki; 0.5 ile 1 µmol foton   m-2 s-1  arasında değişen foton akı yoğunluğu, alg gelişiminin başlaması için uygun ortamı oluşturur, gelişim ise genellikle 21 µmol foton m-2 s-1 olduğunda devam eder. Siyanobakteri ve diatomeler için ise bu aralık 5 – 6 µmol foton m-2 s-1 dir. Bu durumdan anlaşılıyor ki, alg gelişimi için foton yoğunluğu önceliklidir. Gelişme için gerekli olan substratum (ışığın etki ettiği kaya yüzeyleri), spektral foton akısı ve klorofil-a konsentrasyonu ile oldukça yakından ilişkilidir. Kaya ve oluşumların yapısı alg gelişiminin substratum ihtiyacını karşılar.

Durağan su içine konulmuş yapay ışık kaynakları alg gelişimi için uygun ortamı hazırlar. Litaratürde bu konu ile ilgili çalışmalar mevcuttur, içlerinden önemli olan bir tanesi de Tokat’ta bulunan Ballıca Mağarası’ nda yapılmıştır.
 
MATERYAL VE YÖNTEM

İnceleme yapmak üzere Şubat 2010 tarihinde Mencilis Mağarası’nda turizmin ve yapay ışığın etkilerini görmek için örnekleme çalışması yapılmıştır. Mağara girişinden itibaren, ilk istasyon 30 metrede seçilmiş ve daha sonrasında her 10 metrede  bir ışık kaynakları etrafında örnekleme yapılmıştır. Son örnekleme istasyonu ise, platformun sonundaki 250 wattlık ışık kaynağı çevresinden yapılmıştır. Alg, liken ve yosun örnekleri kuru kaplarda toplanmış, sulardan alınan örnekler ise %4 lük formaldehite konulmuştur.

SONUÇLAR

Mencilis Mağarası’nın ışıklandırılmasında çoğunlukla, 25 - 40 watt arasında değişen enerji tasarruflu ampuller, ayrıca belirli noktalarda 70 – 250 wattlık ışık kaynakları kullanılmaktadır. Bu ampullerin ışık şiddetleri genellikle 1800 ile 2600 lümen arasındadır. Işık kaynaklarının hemen hemen tamamı aydınlatılmak istenen alanlara çok yakın yerleştirilmiş. Mağaranın morfolojik yapısından dolayı da bu ışık kaynaklarına yakın olan yüzeyler (aydınlatılması gereken alanda ışık şiddetinin 50 lux/ m2 olması gerektiği düşünülürse) çok yüksek ışık şiddetine maruz kalmaktadır. Bu durumda 70 ve 250 watt lık lambalar, ışıklandırılması düşünülen alanlara çok fazla ısı ve ışık yayarak aşırı yosunlaşmaya neden olmuşlar ve geri dönüşümsüz tahribata yol açmışlardır.

Yosunlaşmanın oluşması için ısının yanında yeterli ışık şiddeti de gereklidir. Koşulları durağan olan mağaraya koyulan sıcak ışık kaynağının, çevresindeki havayı belirli bir dereceye kadar ısıtması ve mağaraya çok sayıda ziyaretçinin girmesi ortam ısısının artmasına etkendir. Mağaraya düzensiz ve sık sık yapılan girişler ortamın CO2 yoğunluğunu artırarak ısı artışına etken olur. CO2 yoğunluğunun artması hassas mağara süslerine ağır tahribatlar verir. Işık kaynağı ve ziyaretçilerin etkileri aynı zamanda mağaranın nemli olan havasını da etkileyerek nem oranını düşürür. Bu etkiler özellikle ışık kaynağının yakın çevresinde çok daha net görülür. Isınan havayla beraber nemin de azalması alg gelişmi için uygun ortamı hazırlar.

Biyolojik aktiviteler tahribat ve aşınma ile, gözenekliliği artırarak kayaların içlerine kadar suyu geçirir. Bu durum oluşumların ve kayaların üzerinde geri dönüşümü mümkün olmayan korozyonlara neden olur.

Normal koşullarda mağarada bulunmaması gereken fazladan bir besin vardır artık; bitki. Bu bitkiler besin zincirinde üretici noktasında yerini alır. Üzerine gelecek olan zincirlerde ise mağara ortamında alışık olmadığımız canlılara rastlamak mümkün olacaktır. Çünkü gerekli olan sıcaklık, ışık ve besin bu ortamda artık bulunmaktadır. Karasal koşullara göre sucul ortamda floristik elemanların gelişmesi daha olasıdır, çünkü ortamda yeterli herşey zaten vardır, ışık eksikliği de yapay yollardan sağlandığından karasal hayata göre daha hızlı alg gelişimi gözlemlenir.

Turizme açılmış mağaralarda, ziyaretçiler, sıcaklığın ve CO2 oranının artmasına sebep olurlar. Sıcaklık ve CO2 artışı ile ortamın nem oranı düşer. Ortamda insan olduğu için sessiz olan mağara ortamında ses fazlalığı oluşur. Doğal yapı değişir. Mağarada bulunan yarasalar için doğal yapının değişmesi, kolonilerdeki birey sayılarının azalması anlamına gelir. Eğer bu etmenlerin şiddeti artarsa kolonilerdeki bireylerin hepsinin ölmesi anlamına gelir.

TARTIŞMA VE ÖNERİ

Literatürdeki çalışmalara göre, yılda 100 saat aydınlanan bir mağarada algler gelişim için yeterli enerjiyi sağlayamadığından büyüme ve gelişme göstermemişlerdir. Bundan şu sonucu çıkarabiliriz ki, yosunlaşmayı engellemenin en basit ve etkili yolu, gereksiz aydınlanmanın minimum tutulmasıdır.

•    Mağaraya küçük ziyaretçi gruplarının yerine, bunların birkaç tanesinin birleşmesiyle oluşan ziyaretçi grupları, rehber eşliğinde kask ve kafa lambası donanımı ile birlikte girmelidir. Böylece günlük ve yıllık aydınlanma süresi kısalır ve yosun oluşumunu engellemek için tedbir alınmaya başlanmış olur.
•    Turizme açılmış mağarada aydınlatma için soğuk ışık kaynağı tercih edilmelidir.
•     Işıklandırma yapılacak alanda birim yüzeye düşen ışık miktarı 50 lux/m2 yi geçmemelidir.
•    Işık kaynakları rastgele değil, amaca yönelik olarak, uygun ve belirli noktalara yerleştirilmeli ve aşırı aydınlıktan bilhassa kaçınılmalıdır. Şiddetli ışık yayan lambalar yerine, küçük ama etkili olabilecek birçok sayıda ışık kaynağı tercih edilmelidir.
•    Gereksiz yere ışıklar açık bırakılmamalı, gruplar o bölgeden geçtikten sonra ışıklar mutlaka söndürülmelidir.
•    Mümkünse ısının rahatça dağıtılabilmesi için ışık kaynakları hava sirkülasyonunun olduğu yerlere yerleştirilmelidir.
•    Platform aydınlatmalarında, aydınlatma düzeneği platformun dışına ışık taşırmayacak şekilde kurulmalıdır.
•    Mağara bölümler halinde aydınlatılmalı ve her bölümün ışıklandırması bir uzaktan kumanda veya bir açma kapama anahtarı ile kontrol edilmelidir.
•    Mağaranın turizme açılmış bölümünün yıl boyunca sıcaklık, nem ve CO2 miktarı ölçümleri veri toplama cihazları ile yapılmalıdır.  Bu cihazlar ışıklandırmadan ve ziyaretçilerden en çok etkilenecek yerlere yerleştirilmelidir. Bu cihazlardan çıkan sonuçlara göre ziyaret süreleri ve sayıları belirlenmelidir.
•    Mağara içerisine hiçbir şekilde ses kaynağı konulmamalıdır.

TEŞEKKÜR

Bu çalışma, Mağara Araştırma Derneği Koruma Kurulu üyelerince hazırlanan “Karabük - Mencilis Mağarası Aydınlatma Raporu” ndan desteklenilerek yazılmıştır. Koruma Kurulu üyelerine teşekkür ederiz.

KAYNAKLAR

Cigna, A., Burri, E., 2000, Development, management and economy of show caves, International Journal of Speleology (1/4), s. 1-27
Grobbelaar, Johan U., 2000, Lithophytic algae: A major threat to the karst formation of show caves, Journal of Applied Phycology v.12, s. 309-315
Mulec,J. ve Kosi, G., 2009, Lampenflora algae and methods of growth control, Journal of Cave and Karst Studies v.71, no. 2, s. 109-115
Kekillioğlu, A.,2008,Çevresel sürdürülebilirlik ve mağaralar, 4. Ulusal Speloloji Sempozyumu, Ankara, p 1-21
Kekillioğlu, A., 2008, Mağaralar ve Ekoturizm, 4. Ulusal Speloloji Sempozyumu, Ankara, s. 89-113
A. Pulido-Bosch, W. Martín-Rosales, M. López-Chicano, C. M. Rodríguez-Navarro, A. Vallejos, 1997, Human impact in a tourist karstic cave (Aracena, Spain), enviromental Geology 31 (3/4), s. 142-149

Sitemizin Tüm İçeriğinden Eksiksiz Faydalanmak için Lütfen Sitemize Ücretsiz Kayıt Olunuz !


arama kurtarma | bursa arama kurtarma
MAD