*

Mağara Sanatı

Mağara Sanatı MAĞARA SANATI

Gülfem UYSAL
MAĞARA ARAŞTIRMA DERNEĞİ

V. ULUSAL SPELEOLOJİ SEMPOZYUMU
MART 2011

İSTANBUL


 


MAĞARA SANATI

Gülfem Uysal*
(*) Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Antropoloji Bölümü, Beytepe, Ankara 06800,
Mağara Araştırma Derneği



Özet: Zamanımızdan yaklaşık 150 bin yıl önce tarih sahnesinde Neanderthaller yer almaya başlar. Neanderthaller yaklaşık 120 bin yıllık ömürlerinin yarısını, Würm buzul döneminde geçirmek durumunda kalırlar. Bu sürede soğuktan korunmak ve çeşitli ayinler gerçekleştirmek amacıyla yaşam alanları olarak mağaraları seçtiler, ölülerini gömdüler. Ne var ki 1500 cm3 beyin hacmine ulaşmalarına rağmen simgesel düşünce ve sanat anlamında çağdaşları Kromanyonları yakalayamadılar. Fazlasıyla buzul dönemine özelleşmiş, anatomik yönden farklı olan neanderhaller, kültürel ve teknolojik olarak daha donanımlı olan modern homo sapiensler (kromanyon) karşısında daha fazla dayanamayıp yok oldular. Bu aşamadan sonra mağaralar kromanyonların “sanat galerileri” ne dönüştü. 20-25 bin yıllık üst paleolitik dönem boyunca kromanyonlar giyisilerini diktiler, boncuklardan ve hayvan dişlerinden yapılmış kolye-bilezik ve gerdanlıklar taktılar. Böylelikle üst paleolitik sanatı olarak bilinen devir açıldı. Batı Avrupa’da özellikle de İspanya ve Fransa’da 200 den fazla mağarada duvar resmi belirlenmiştir. Ayrıca bu mağaralarda 10 binin üzerinde –taşınabilir sanat- diye adlandırılan süslemeli nesne ve heykeller ortaya çıkarılmıştır. Bu nesneler için tercih edilen hammaddeler genellikle, hayvan dişleri, kemik, geyik boynuzu, fildişi, deniz kabukları ve çeşitli taşlardan oluşturmaktadır. Ürettikleri boncukların çoğunu giyisilerde kullandıkları belirlenmiş olup, ileri düzeyde uzmanlık gerektiren Venüs heykellerinin ise ayin ve geçiş törenlerinde rol aldıkları düşünülmektedir. Kadın heykelleri çoğu kez doğurganlık ve üretimi yansıtmaları açısından, abartılı karın ve kalçalarla sembolize edilmişlerdir.
Karanlık mağara duvarlarına yapılan resimlerde genellikle yaşanılan dönem hayvanlarının son derece doğru anatomik detaylar gözetilerek çizilmiş oldukları belirlenmiştir. Dikkat çeken nokta, betimlemelerin çoğunda eti yenmeyen hayvanlara yer verilmiş olmasıdır. At, bizon, geyik, dağkeçisi, mamut, öküz gibi hayvanlar resmedilmiştir. Araştırmacılar bu hayvanların duvar resimlerinde yer almasını genellikle avın zenginleşmesi için yapılan törenler ile, kimi araştırmacılar inisiasyon adı verilen geçiş törenlerindeki ritüeller ile, kimileri de o grubun toplumsal örgütleniş biçimiyle ilişkili olduğunu savunurlar.

CAVE ART
Abstract: Neanderthals emerged on the state of history approximately 150.000 years before our era. The Neanderthals were obliged to spend half of their 120.000-year existence in the Würm Ice Age. During this period, they chose caves as living spaces in which to protect themselves from the cold, carry out various rituals and bury their dead. Despite their 1500 cubic centimeters of brain volume, however, they could not match their contemporaries, the Cro-Magnons, in terms of symbolic thought and art. Neanderthals had a different anatomy, excessively adapted to ice age conditions, so that they could not survive for long vis-à-vis modern homo sapiens (Cro-Magnon) who was better equipped in culture and technology. After this stage, the caves became the “art galleries” of the Cro-Magnons. During the upper Paleolithic period that lasted for 20-25.000 years, Cro-Magnons stitched their clothes, and wore necklaces, bracelets and neckbands. This was how the period knows as the upper Paleolithic art began. There are mural paintings in more than 200 caves in Western Europe, especially in Spain and France. In addition, over 10.000 decorative objects and statues – called portable art – have been discovered in these caves. The material out of which these objects were made generally included animal teeth, bones, deer antlers, ivory, seashells and various stones. It has been observed that the beads produced were used to decorate clothes; Venus statues that required advanced specialization, on the other hand, are thought to have been used in ceremonies and initiation rites Fertility and production were often symbolized through exaggerated bellies and hips in statues of women.
Murals on dark cave walls portraying various animals of the epoch are found to be highly correct in terms of anatomical detail. What attracts attention is that most of the representations are of animals whose meat did not serve as food. The paintings contain horses, buffalo, mountain goat, mammoth, and oxen. Some researchers explain the presence of these animals in the paintings in terms of rituals to increase game; others in terms of rites of passage called initiations, and some claim that they represent the mode of social organization of the group.

Würm buzul döneminde yaşamak ve bu sürede içerisinde soğuktan korunarak çeşitli ayinler gerçekleştiren Neanderthaller, yaşam alanları olarak mağaraları seçtiler, ne var ki 1500 cm3 beyin hacmine ulaşmalarına rağmen simgesel düşünce ve sanat anlamında çağdaşları Kromanyonları  (erken arkaik homo sapiens) yakalayamadılar. Her ne kadar yaşam alanı olarak neanderthaller mağaraları seçmiş olsalar da sanat yaratma konusunda başarılı değillerdi. Belki de onlar için hayatta kalmayı başarabilmek ve soğuktan korunmak, sanat üretmekten daha önemliydi. 25-30 bin yıllık üst paleolitik dönem boyunca Homo sapienslerin türdeşleri ve ataları olarak kabul ettiğimiz kromanyonlar, mağara duvarlarına resimler yaptılar, giyisilerini diktiler, boncuklardan ve hayvan dişlerinden kolye-bilezik ve gerdanlıklar yaptılar. Böylelikle, üst paleolitik sanatı olarak bilinen dönem başladı ve günümüzden yaklaşık 10 bin yıl öncesine kadar sürdü.

Üst paleolitik dönem sırasıyla, Orinyasiyen, Gravetiyen, Solutreyen ve Magdalaniyen olmak üzere dört kültür evresine ayrılır.  Orinyasiyen kültür evresinde, oyma kaya resimleri ve bireysel beden süslemelerinin ön plana çıktığını görmekteyiz. Ancak, son dönem olan Magdalaniyen evresinde mağara duvar resimleri ile karşı karşıya gelinir. Fransa, İspanya, İtalya, Çin, Hindistan ve Afrika'nın çeşitli yerlerinde, kısaca dünyanın farklı bölgelerinde bulunan pek çok mağara resmi, geçmiş insanın kültürel yapısı hakkında çok önemli bilgiler sunmaktadır. Bu resimlerde kullanılan tarz ve boyama teknikleri, bilim insanlarını şaşkınlığa düşürecek kalite ve üstünlüktedir. Çalışmayı daha anlaşılabilir hale getirmek için, mağara sanatının yapım tekniklerine göre başlıklar altında incelemek gerekmektedir. Buna göre; 1. Kazıma Resim, 2. Boyalı Resim, 3. Alçak Kabartma heykel ve 4. Yontuk tip heykel olarak dört başlık belirlenmiştir. Sanat eserlerinin yapıldıkları yerler açısından ayıracak olursak, Taşınabilir sanat (art mobilier), duvar sanatı (art parietal) ve kaya sanatı (art rupestre) olarak ayırmak gerekecektir.

Ancak, sabit ve taşınabilir sanat eserlerine geçmeden önce dönemin taş endüstrisinden biraz bahsetmek yerinde olacaktır. Alt paleolitikten beri süregelen el baltası gibi aletler bir yandan devam ederken yeni aletler ve endüstriler ortaya çıkar. Çoğu, ağaçtan çubuklara takılmaya uygun “uç” niteliği taşırlar. Üst paleolitikte aletlerde ve aletlerin yapıldığı malzemelerde büyük bir çeşitlilik göze çarpar. Sadece taş değil, kemik, fildişi, boynuz ve tahta gibi, kalem ve ince aletler yapmaya uygun hammaddeler seçilir.  Büyük taş çekirdeklerinden, yumrular ve dilgiler çıkarılarak yapılan aletlerde sayıca ve nitelik olarak artış gözlenir. Aletlerin boyutlarında küçülme ve çeşitlenme vardır, yeni ve küçük aletler, büyük ve çok maksatlı aletlerin yerini almıştır. Artık alet çantası zenginleşmiş, alet yapan aletler üretilmeye başlanmıştır. Bunun yanı sıra balıkçılık ve tekstil işlerinde kullanılan aletler yapılmıştır. 35-40 bin yıl öncesinde (byö) başlayan Şatelperoniyen endüstrisini, Orinyasiyen (34-30 bin yıl önce), Perigordiyen (32-22 bin yıl önce), Gravetiyan (30-22 byö), Solutriyen (22-18 byö) ve Magdalaniyen (18-11 byö) taş endüstrileri takip etmiştir (Resim 1-3). Özellikle Solutriyen tip endüstride iki yüzeyli yapraksı uçlar, iğneler gibi ince işçilik isteyen aletler göze çarpmaktadır. Magdalaniyen de ise, ok ve yay dışında zıpkın, harpon, olta ve kancalarda çeşitlilik gözlenmiştir. Mağara duvarlarına resim yapma, Aurignaciyen endüstrisiyle birlikte başlamıştır (Resim 4).

Kazıma Resim

Üst Paleolitik dönemin ilk aşaması olan Orinyasiyen kültürde, bedensel süslemeler ve kazıma/oyma sanatında patlama gözlenmiş, mağara duvar resimlerine rastlanılmamıştır.  Bu sanatın ortaya çıkarılış tekniğinde, kullanılan maddenin cinsinin, kayaların doğal çıkıntılarının, hammaddenin sertliğinin, sanatçının görüş, yetenek ve tarzlarının katkısı çok belirleyicidir. Sanatçı genellikle uygulayacağı tekniğe göre maddeyi seçer. Örneğin geometrik motifler taş gibi çok sert maddeler üzerine işlenemez. Bu yüzden geometrik çizimlerde kemik ve boynuz gibi maddeler tercih edilmiştir. Bazen de tam tersi sanatçı işleyeceği maddenin cinsine göre teknik arar. Duvar sanatında kayanın kalitesine göre farklı teknikler oluşmaktadır. Bazen duvarların yapısı bombelidir alçak kabartmaya uygundur. Bazen de bazı mağara duvarlarının ve kayalarının satıhları o kadar düz ve serttir ki alçak kabartmaya uygun değildir. Böyle bir zeminde ancak, kazıma resim ya da boyalı resim uygulanabilir durumdadır. Kazıma mağara duvarına yapılabileceği gibi, boynuz, kemik diş gibi objelerin üzerinde de yapılmaktadır. Burada esas olan renk değil biçimdir. Kazıma desenler, resmin yapılacağı hammaddeden daha sert bir kalem veya uç ile kazıma oyma ya da gagalama yoluyla gerçekleştirilir (Yalçınkaya, 1979:71).
Kazıma resimlerde zaman ve mekana göre yeni teknikler yaratmak olasıdır. İnce, derin, çift çizgi ya da konturların noktalar ya da gelişkin darbelerle oluşturmak farklı teknikleri yansıtır. Kazıma tekniği olarak kabul edilen gagalama tekniği özellikle Afrika Mısır Sahara’sında yaygın olup Anadolu’da da Kars, Camışlı köyü, Yazılıkaya’da belirlenmiştir. Kazıma resimlerde çizgiler net ve belirgindir hiçbir düzeltme ya da yanlış darbe yoktur. Elbette kötü durumda olan ve beceriksiz sanatçıların elinden çıkmış resimler de bulunmaktadır. Ama genellikle kaba olan vücut derin çizgilerle vurgulanmış, tüy, göz gibi ayrıntılar, betimlenmiş ve figürlerin içleri ince aletlerle taranmış resimler de ortaya çıkarılmıştır.
Izgara biçimlerin, dairelerin beneklerin ve daha geometrik olan çizimlerin düşsel imgeleri çağrıştırması, bu motiflerin ile o dönemde yaşamış şamanlarla ilişkilendirilmesine neden olmuştur. Ancak bu motiflerin birçoğu çizgisel olsa da nadiren kayaya kazıma biçiminde olup, çoğunlukla tek renk boya (monokrom) kullanılarak yapılmışlardır (Lewin, 2000:195). Sanat eserleri arasından ister taşınabilir olsun, ister duvar, ister kaya sanatı olsun her yerde kazıma/oyma tekniğini gözlemlemek olasıdır (Resim 5). Türkiye Antalya Yağca köyü yakınlarındaki Katran dağında bulunan Öküzini mağarasının giriş kısmında yer alan kazıma boğa resmi (Resim 6) ve Fransa Les Eyzies yakınlarında yer alan Abri de Lartet mağarasındaki üzerine çizim yapılmış kemik (Resim 7) bu stillere birer örnek teşkil eder.
İspanya ve Fransa’daki yaklaşık 22 mağaranın en derin ve karanlık köşelerine, duvarlara, kireçtaşı perdelerin üzerine 100’lerce metrekarelik alanlara el izi bırakmışlardır. Bu izleri, çoğu kez aşı boyasını ağza alıp, el izi oluşturacak şekilde üzerine püskürtmek yoluyla elde etmişlerdir. Daha az kullanılan diğer bir yöntem ise, elin boyanmasından sonra duvarda iz çıkaracak biçimde basılmasıdır. Siyah ve kırmızı rengi neden tercih ettikleri bilinmemekle beraber, doğada daha kolay bulunabilir olmasından kaynaklandığı görüşü kuvvet kazanmıştır. El izlerinin bir kısmı beş parmaklı olmakla birlikte bazılarında parmakların noksan ya da hiç olmayışı hala gizemini korumaktadır.



Üst paleolitik insanları karanlık mağara duvarlarına genellikle yaşadıkları dönemde hüküm süren hayvanları resmetmişlerdir. Son derece doğru anatomik detaylar gözetilerek çizilmiş olan bu resimlerde dikkat çeken nokta, at, bizon, geyik, dağkeçisi, mamut, öküz gibi eti yenmeyen hayvanlara yer verilmiş olmasıdır. 25 bin yıllık bu süreçte, Batı Avrupa’da özellikle de İspanya ve Fransa’da 200 den fazla mağarada duvar resmi belirlenmiştir. Avrupa’da duvar resimleri ihtiva eden toplam 277 tarihöncesi mağara, Afrika’da ise 1 milyonu aşkın resimli mağara belirlenmiştir.
Özellikle Avrupa’daki mağaralarda 10 binin üzerinde –taşınabilir sanat- diye adlandırılan süslemeli nesne ve heykeller ortaya çıkarılmıştır. Bu nesneler için tercih edilen hammaddeler genellikle, hayvan dişleri, kemik, geyik boynuzu, fildişi, deniz kabukları ve çeşitli taşlardan oluşturmaktadır. Ürettikleri boncukların çoğunu giysilerde, venüs heykellerini ise ayin ve geçiş törenlerinde kullandıkları düşünülmektedir. Kadın heykelleri çoğu kez doğurganlık ve üretimi yansıtmaları açısından, abartılı karın ve kalçalarla sembolize edilmişlerdir.



Sonuç
Margaret Conkey “ 20 bin yıl öncesinin sanatı, bugünkü insanın kökeni ile ilintili değilse de, bugünkü insanın ne anlama geldiği ile ilintilidir “ demektedir. Bu durumun toplumlararası ilişkilere yönelik görüşmelerle ilgili olduğunu belirtmiş günümüz etnografisinde sanatın ve simgesel betimlemelerin de böyle yorumladığını ifade etmiştir (Lewin, 2000:179).

Kaynakça
Lewin Roger, 2000 Modern İnsanın Kökeni, Tübitak Popüler Bilim Kitapları, Ankara.
Clottes J. ve J. Courtin, 1996 The Cave Beneath the Sea; Paleolitic Images at Cosquer, Harry N.Abrams, Inc., Publishers, New York.
Thomas H. 1994 The First Humans, The Search for Our Origins. New Horizons.

Mağara Sanatı

MAĞARACILIK FEDERASYONU, BOĞAZİÇİ ULUSLAR ARASI MAĞARA ARAŞTIRMA DERNEĞİ, BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ MAĞARA ARAŞTIRMA KULÜBÜ VE İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ  MAĞARA ARAŞTIRMA KULÜBÜ TARAFINDAN 18-20 MART 2011  TARİHLERİNDE
İSTANBUL’DA DÜZENLENEN V. ULUSAL SPELEOLOJİ SEMPOZYUMU’NDA

MAĞARA ARAŞTIRMA DERNEĞİ* ADINA SUNULMUŞ, SEMPOZYUM KİTABINDA YAYINLANMIŞTIR.

Sitemizin Tüm İçeriğinden Eksiksiz Faydalanmak için Lütfen Sitemize Ücretsiz Kayıt Olunuz !


arama kurtarma | bursa arama kurtarma
MAD