*

Küpe Araştırma Faaliyeti - 1 (28.06-30.06.2017)

Leloğlu’nun Konya, Seydişehir’ de yer alan Küpe Çukurundaki düden fotoğraflarını görmesiyle, lan burada mağara olur gidelim bulalım diye düşünüp sonrasında geri kalan üyeleri ısrarla, taciz eden mailleri sonucunda 27 Haziran akşamı Uğur Murat Leloğlu, Birhan Altay, Burhan Uysal ve Hüseyin Can Özcan konuşup 28 Haziran gecesi yola çıkma kararı aldık. Olay biraz hızlı gerçekleştiği için alışveriş olayını Seydişehir’ de gerçekleştirecektik. Gece saat 01 sularında dernekte buluşup malzemeleri ayarlayıp araca yüklememizle beraber 01:42 de Müzeyyenin tekeri döndü. Sağ kısa farının yanmadığını geceden fark ettiğimiz farlarına rağmen, kirlenmiş uzun farları ile yolumuzu aydınlatan ışığında ilerlerken bir şeyler atıştırmak için Hamlakit de durduk. Araçtan 01:59:50 de indik, kapıyı açık tutmak için önüne konulan su kolisi tam biz kapıya ulaşınca önünden alındı ve “kapattık abi” yanıtıyla karşılaştık. Bizi de al öyle kapat desek de sonuç vermedi, biz de yan taraftan fiyat performansı çok yüksek açma-poğaça öğünüyle yolumuza devam ettik. Uzayıp giden yolda zaman zaman Birhan’ ın bir şeylere kızmasıyla şenlenirken zaman zaman gecenin sessizliğinde şoför hariç herkesin uyumasıyla devam etti. 06:45 de Seydişehir’e ulaşıp hemen Kral pastahanesin de kahvaltı yaptık. İddia ediyorum o pastahane Ankara da muazzam kâr eder. Özellikle Seydişehir tereyağlısı olmak üzere bütün ürünleri çok başarılıydı. Yeni demlenen çayın sonunda gelmesiyle çaylarımızı içip ekmeklerimizi alıp hemen diğer eksiklerimiz için markete koşturduk. Konserve, meyve derken gıda alışverişi yapıp Gökçehöyük köyüne/mahallesine doğru yola çıktık. Köyde gerek patika başlangıcı olsun gerek çeşmelerde ki su olsun gerek mağara istihbaratı olsun, aklımızda ki soruları yanıtlayacak kimseyi bulamadık. Sadece o esnada oradan geçen sütçü bize az da olsa bilgi sağladı kalan kısmını biraz doğaçlama yoluyla halletmek üzere arabayla çıkılabilecek son noktaya çıktıktan sonra tırmanış hazırlığına başladık.
Leloğlu’nun öncülük edip 09 da başladığı yürüyüşe biz 9:15 gibi başladık. Plan 4 saatte tırmanıp kamp yerine varmaktı. Henüz havanın ısınmamış olması ve ormanlık alandan geçiyor olmamız nedeniyle yürüyüş çok zorlamamış olsa da ilerleyen aşamalarda yakıcı güneş, uykusuzluk ve çantalar mola sayımızı artırmaya başladı. Bu arada ormanlık alan içindeki devasa ceviz ağaçlı ve koca çeşmesi olan alan ile, babalarının anısına evlatlarının oluşturmuş olduğu dinlenme alanları yolumuzdaki müthiş güzelliklerin bir kaçıydı.

Nitekim 4 saate kamp yerine varmayı planlarken, ormanlık alanın bitmesiyle, Çoban Kerim ve Murat’ın yanına yaylağına varmamız 13:45 i buldu. Kerim’in köpeğinin Birhan’ı karşılaması çok şiddetli oldu, Birhan da tam bir Karadenizli refleksiyle köpeği püskürtmek için eline su şişesini aldı, eğer köpek saldırırsa onunla savunacaktı vücudunu. Allahtan o sırada Murat gelip araya girdi bize güvenli geçiş sağladı. Kerim’in misafirperverliği, yaptığı yayla menemenin lezzeti, çayın tadı ve sohbetinin tadı farklıydı.

Normalde çobanlık aile işi olarak çocukluktan başlar zannederdik ama kendisinin memur emeklisi olduğunu, daha sonradan bu işlere girdiğini öğrendik. Kerim’in anlatımına göre çukurun orada 3 büyük mağara varmış biri kendi deyimiyle taş atınca 50 saniye(!) sürüyormuş. Biz şüpheyle bakınca en kötü 30 olsun daha aşağı olmaz dedi. Biz sevindik kendisinden yarın gelebilirse bize göstermesi sözünü aldık ve istemeyerek yürümeye devam ettik. Saat 17:05’i gösterdiğinde küpe çukuruna yukarıdan bakıyor ve kamp yeri seçiyorduk. Küpe Çukuru, Küpe Dağının tepesinde, sanki tümüyle göçmüş izlenimi veren ve 300 m derinliği olan devasa bir Havza (Polye). Aşağıda düzlükteki İnekler ve Atlar noktalar halinde görülebiliyor. Tüm havzanın suyunun battığı subatana benzer noktaları da görüyoruz. Kerim, mağara dağın zirvesinde dediği için çok inmeden 1900 m. yüksekte bir düzlükte (yamaçta küçük bir düz alana) kamp kurduk. Kamp kurulunca yaşlılar dinlenmek için çadıra çekilirken gençler zirveye çıkıp mağara araştırması yapsa da sonuçsuz ve pişman şekilde geri döndü.

Akşam kamp sohbeti ateşsiz de olsa devam etti, havanın kararmasıyla astronomi incelemeleri üzerine yoğunlaşan sohbetler Birhan’ın Jüpiter’in yerinin görebilmek için verdiği 4,5 TL ile gençler için son buldu. Tecrübeliler ise çay yapma gayretine döndüler.
Sabah Birhan’ın kalk duyurusuyla zorlamayla kalktık, Saat 07:50. 08:20 de ben, Birhan, Leloğlu hem mağara bakınmak hem de çobanla tanışmak ve bilgi almak için aşağı düzlüğe (Döleğe) inmeye başladık. Köpeklerden de biraz çekinerek yaklaşık 20 dk lık iniş sonrası çobanın yerine geçtik. 2-3 yıldır yaylada olduğu için bu bölgede ki mağaralar hakkında çok bilgisi olmadığını söyleyen çoban 2 noktayı tarif etti bizde oyalanmadan hem bu noktalara bakmaya hem de alan araştırması yapmaya devam ettik. Küpe Çukuru Havazası 1770m rakımlı, halen de kol kalınlığında suyun battığı 3 adet subatan ile suyu boşaltıyor.

Subatanlardan biri halen aktif, diğerleri kapalı, bir diğeri de yaylacıla tarafından taş örülerek tıkanmış. Subatanların yukarısı nda ise eski su çıkış ağızları bulunuyor.

Çobanın tarif ettiği noktalar ise bu subatanların üzerine rastlayan tepede olduğundan, zaman yetersizliğinden tırmanıp kontrol edemedik. Saat 09:17 de dönüşe başladık. Alan araştırmasıyla birlikte önce Çukurun doğusundaki sukaynaklarına ulaşıp sularımızı doldurduktan sonra, Kerim’in gelmesi ümidiyle geri tırmandık. Kamp alanımıza varışımız saat 10:35. Ne yazık ki Kerim gelememişti. Daha sonra öğreniyoruz ki gelmiş ama bizim kamp yerini bulamamış. Kerim’in gelemeyişiyle yavaştan kahvaltı yapıp dinlenip toplanmaya başladık (saat 12:45).

Leloğlu’nun öncülük ettiği inişe 13:25 de başladık. Çukur boynu ile Kerim’in yurdu arasında gürül gürül akan 2 su kaynağı var. Patikayla dinamik şekilde ilerleyip 14:05 de Kerim’in yanına vardık. Yine bize hoş sohbeti ve misafirperverliğiyle çay ikram etti, yemek de önerdi ama acelemiz vardı oyalanamazdık. Kendisiyle bir daha görüşmek üzere vedalaşıp inişe geçtik. Patika da her şey güzeldi küçük bir yol ayrımına kadar. Sola doğru ilerlememiz gerekirken, sağa doğru ilerleyerek devam ettik böylece hem patikadan hem de varış noktamızdan uzaklaştık. Fark ettiğimiz de biraz geç olmuştu ve Birhan da önde gözden kaybolmuştu. Mola vermiştik Birhan’la telefonda konuşup doğru rotaya ulaşmak için sola doğru ilerlemeye başladık. (bu arada Küpe Çukuru Havzası hariç her yerden telefon çekiyor.) Yorgunluk, yolun zorlaşması, sıcak, açlık gibi sebeplerle yavaş da olsa ilerlemeye devam ettik. Aracın yanına ulaşmamız 17:45 i bulmuştu. Bu sırada 14:42 de Birhan aracın yarına varmış, bize konumu attıktan sonra üstbaş değiştirip yola hazırlanmıştı bile.

Kıyafet değişimi arabanın hazırlanması derken 18:05 de teker döndü. İlk iş belliydi Seydişehir’ de yemek yemek. Tavsiye üzerine gittiğimiz ilk dönerci sadece tavuk döner sattığını öğrenince geri dönüp etli ekmek satan yerler aradık. Birhan’ın yöre insanına soruşturmasıyla bulduğumuz iyi bir etli ekmekçide masayı donattırıp karnımızı doyurduk. 19: 30 da tekrar teker döndü bu kez hedef Ankara idi. Yolda tuvalet ve benzin için bir iki kere durduktan sonra yola devam ettik. Gölbaşı çıkışına geldiğimiz de artık sıradanlaşan Ankara girişi polis çevirmesi vardı. 4 şeritli yolu 2 şerite indirerek ilerlemeye başlamadan önce ani sıkışıklığı geç fark edip frene asılmamızla yaklaşık 6 saniye ciyak ciyak kaydık. O kadar yol atlatıp eve çok yaklaşmışken talihsizlik yaşamak çok kötü olurdu ki iyi ki yaşamadık. Burhan ve benim evlere 00:30 sularında bırakılmamız sonrası derneğe kalan malzemeleri götürmek üzere Müzeyyen yola devam etti.
Küpe dağında öğrenmiş olduğumuz, 3 düden mağara halihazırda araştırmamızı bekliyor. En kısa zamanda tekrar araştırma gezisi planlıyoruz..

Hazırlayan: Hüseyin Can ÖZCAN
Sitemizin Tüm İçeriğinden Eksiksiz Faydalanmak için Lütfen Sitemize Ücretsiz Kayıt Olunuz !


arama kurtarma | bursa arama kurtarma
MAD