*

Hamamboğazı Eğitim Etkinliği Güncesi (10 OCAK 2016)

10 Ocak Pazar günü Birhan abi, Mustafa, Can ve kardeşi Barış ile birlikte Hamam Boğazı Mağarası’na hem SRT çalışmak hem deneyim kazanmak amacıyla etkinlik düzenledik. Etkinliğimiz sabah 8:00’de dernekte buluşulup malzemelerin hazırlanmasını takiben başladı. Mağaraya vardığımızda saat 12:00 civarıydı sanıyorum ki. Ancak mağara kısmına geçmeden önce mağaraya kadar olan kısımdan da bahsetmem gerek diye düşünüyorum. 8:00’de dernekte buluştunuz da Ayaş’a 4 saatte mi gittiniz be arkadaş diyebilirsiniz. 4 saatte gittik çünkü önce Ayaş yolunda ki çorbacıda çorba sonrası çay keyfi yaptık. Sonrasında eskinin dere yatağı şimdinin stabilize yoluna giriyorduk ki domuz avına çıkmış olduğunu sorduğu soruyla anlayacağımız bir grup insan tarafından durdurulduk ve tarafımıza soruldu: “ördek mi domuz mu?” Tabi ikisi de değildi. Küçük bir sohbetleşmeden sonra dere yatağına indik ve mağaraya olan son yola dönmeden önce ikinci bir grupla daha karşılaştık. Tam teçhizat silahlanmışlar, sanırsınız savaşa gidiyorlar… Anlıyoruz ki bunlar da diğer grubun elemanları. Onlar yukarıdan aşağıya sürecek küçük domuzcukları bunlar da pusuya düşürecekler. Yine ufak sohbetler gülüşmeler derken avcıların yanından ayrılıyoruz ve yağmur yüzünden batak bir hal almış toprak yoldan o yana bu yana savrularak, ha battık, ha saplandık, ha kaldık diye korkarken “ekmekyemez”lerin oğlu Çoban Mehmet’in ahırına varıyoruz. Belirtmem gerek özellikle toprağın ıslak olabileceği mevsimlerde çekeri kuvvetli bir araçla gitmek gerekiyor. Aksi halde sırtımızda çantalarla uzunca bir mesafeyi yürümek zorunda kalabiliriz. Mehmet abi yöresel kıyafetlerle bizi karşıladı demek isterdim tabi ama direk pijama atlet çıkıyor karşımıza ve o içtenliğiyle kucaklıyor bizi birer birer. Eşyaların toparlanması, gündem üzerine konuşmalar derken biz mağara ağzına tırmanışa geçiyoruz. Ve mağaranın kapısındayız, saat 13:15.

Hamamboğazı Eğitim Etkinliği Güncesi (10 OCAK 2016)Ekipmanların giyilmesinin ardından Birhan abi inişte kullanacağımız yola hat döşedi. Mağaraya inişe geçmeden önce ilk istasyonun oraya kadar hepimiz iniş çıkış yaparak bilgilerimizi tazeledik. Sonrasında Can’ın kardeşi Barış ilk SRT eğitimini Hamam Boğazı Mağarası’nın ilk iki istasyonu arasında teorik eğitimi takiben kısa bir iniş çıkışla aldı. Sonrasında biz Barış’ı yukarıda bırakarak Birhan-Mustafa-İnanç-Can şeklinde mağaraya inişe geçtik. Bazen küçük takılmalar, bazen yarasalar derken ilk 30-35 metrelik kısmı tamamlayarak aşağı salona geçtik.



Hamamboğazı Eğitim Etkinliği Güncesi (10 OCAK 2016)Hamamboğazı Eğitim Etkinliği Güncesi (10 OCAK 2016) Burada aşağı iniş için iki kol var. Hangi kolu seçeceğimize karar vermeye çalışırken girdiğim dar geçidin içinde asılı duran yarasayla burun buruna gelmem tabii ki de hiç hoş olmadı. Ha uyandı ha uyanacak derken tırıs tırıs çıktım girdiğim delikten. İkinci kısımdan inişe geçecektik ki Can’ın saatin 4 olduğunu söylemesiyle inişi iptal edip çıkışa geçmeye karar verdik.





Hamamboğazı Eğitim Etkinliği Güncesi (10 OCAK 2016)Hamamboğazı Eğitim Etkinliği Güncesi (10 OCAK 2016)Hamamboğazı Eğitim Etkinliği Güncesi (10 OCAK 2016)Hamamboğazı Eğitim Etkinliği Güncesi (10 OCAK 2016)












Yukarı ilk çıkan ben oldum. Son istasyonda balkon sebebiyle bir türlü istasyondan kurtulmayı başaramasam da ufak bir gecikmeyle çıkışımı tamamladım. Benden sonra ipe giren Can da aynı noktada takıldı. Göğüs perlonunun gevşek olması yüzünden, ağırlığıyla birlikte göğüs jumarının (Crol) çok yukarıda kalmasına bir de kısa-uzun’ unun da hatalı uzunlukta olması (kısasının çok kısa, uzununun da aşırı uzun olması) eklenince, girdiği istasyondan Can’ın bir türlü kurtulamaması, olayı bir anda ipten adam almaya döndürüverdi. Böylelikle SRT eğitiminin yanında ipten adam almayı da bizler görmüş olduk, Can deneyimlemiş oldu. Bu noktada Can’ı ipten kurtaran Birhan abiye de teşekkür etmeden geçmemek lazım . Yine bu noktada Tulga abinin de bir sözünü araya sıkıştırmadan geçmek istemiyorum: “Aksilikler birden fazla hatanın aynı anda yapılmasıyla oluşur.” Tam aynı kelimeler olmasa da çıkan anlam tam olarak bu. Can ipten kurtuldu ve çıkışını tamamladı.

Hamamboğazı Eğitim Etkinliği Güncesi (10 OCAK 2016)Sonrasında yukarı Birhan abi geldi ve ardından hattı toplayarak Mustafa. Hava kararmasın diye çıkma kararı aldığımız mağaradan aksilikler yüzünden hava karardığında çıkabildik. Giyinme, atıştırmalar, toplanma derken zifiri karanlıkta kafa lambalarımızın ışığında dağdan inişe geçtik. Belirtmeliyim ki bu karpit iyi ki var. Seni seviyoruz karpit. Ve yeniden Mehmet abi elinde tuttuğu herhalde 1000 lümen feneriyle karşılıyor bizi ve ekliyor “oradan geçme buyandan geç köpek var köpek var.” Yine ufak sohbetler, gülüşmeler, anılar derken hazırlıkları tamamlıyoruz ve Mehmet abinin yanından ayrılıyoruz. Son bir teşekkürü de Birhan abinin arabaya etmemiz lazım herhalde. Bataklıklardan geçtik bana mısın demedi. Sonrasında yine bir çay çorba molası ve ardından Ankara. Veee geldik duygusal satırlara, yedik içtik eğlendik de ne harcadık biz? Toplamda 5 kişi 100 TL kadar harcamamız oldu. Gecikmemiz için idare edin yani abilerim ablalarım.
Bir başka etkinliğin hikayesinde buluşmak üzere…

Hazırlayan: İnanç A. Hıdıroğlu
Fotoğraflar: Birhan Altay

Etiketler: Hamamboğazı, Mağara Araştırma Derneği

Sitemizin Tüm İçeriğinden Eksiksiz Faydalanmak için Lütfen Sitemize Ücretsiz Kayıt Olunuz !


arama kurtarma | bursa arama kurtarma
MAD